Pazar, Aralık 16

Otobüslerde Telefon Keşmekeşi.


Herkese Merhaba diyerek başlamalıyım bu günkü yazıma.
Olayın içeriğine girmem gerek biliyorum lafı uzatmamalıyım zira uzun lafın kimseye bi faydası yok. Yaşanan harf kaygısından başka. Efenim Dün gece saatlerinde İstanbuldan Mersine doğru en sonunda yola çıktım. Ve daha önceki yazımda bahsettiğim gibi Ek sefer arabasıyla yola çıkacağımı ve bu yüzden de bazı endişelerimin olduğunu söylemiştim. Bu günkü yolculuğumdan sonra sıkıntımı giderdim pek tatmin edici olmasa da orta halli bir arabayla en azından otogara kadar ulaşmayı üstelik sağ salim olarak başardık. Amma ve lakin diğer otobüs firmalarının korsan seyahat halinde bir çok yolcuyu otogara bile girmeden Adana otogarında bıraktığına da hem kendim tanık oldum hemde bizzat geçen sene kendim yaşadım. Umarım yetkililer bunu biliyordur ( eğer bilmiyorsa bu yazım ihbar niteliğinde olabilir ) şimdi gelelim işin komedi bölümüne.
Teknolojiyi yakından takip ederim severim çünki kendilerini. Ne nerde nasıl çıkmış piyasası ne kadar nekadar sonra elimize düşer gibi. Otobüslere ilk bindiğinizde malumunuz Fren sistemine zarar verdiğinden dolayı cep telefonlarını kapalı tuttuğumuzu ve Muavinlerin " sayın yolcular can ve mal güvenliğiniz için araç içindeyken cep telefonlarınızı kapalı tutunuz" ikazına çoğumuz tanık olduk hatta kapadık... Şimdi gelelim sadede efenim neden bu otobüslerde sadece yolcuların telefonları kapalı olurda bilimum muavin hostes host vede kaptan plot şöförümüzün telefonları açık olur. Hayır1 bilmediğimiz bir tknoloji ile onların cep telefonları özel mi imal edildi yoksa bu ayrıcalık sadece kendilerine mi. Şöyleki o tehlikeli denilen yolda Host kardeşimizin sabaha kadar sevgilisi ile telefon muhabbetlerine tanık oldum vede katıldım. E gönül ister bizde kendimiz yapalım o muhabbetleri. Burdan yetkililere sesleniyorum. Araçların fren sistemlerini bozmayan telefon getirtsinler yada Otobüs firma çalışanlarının telefonlarını bizden rahat kullanmalarının açıklamasını yapsınlar. ( yapılan kazalarda genelde araçtaki yolcuların açık olan cep telefonlarının neden olduğu söylenir ama şöför,hostes,host,muavin bu arkadaşların cep telefonlarından hiç bahsedilmez) nedersiniz, Haksızmıyım...

Cuma, Aralık 14

.: Mektup :.

Bu gece bütün hissiyatımı kapalı sandığın içindeki kara kaplı defter arasına koydum, tıpkı sakladığım ve kuruttuğum güllerim gibi şimdi kurutmaya çalıştığım duygularım var ardın sıra.
Bu gece bir masal anlattım kendime bir yanımda sen bir yanımda kızımın olduğu. Dalgalı saçlarına yıldız tozları sürdüm hiç aldırmadım üstelik yıldızların Kızgın bakışlarına.Ellerim yanmıyordu, herbiri kor alev yıldızlara dokunurken, içimdeki kor alev sendin sen yakıyordun içimi.
Bir masal anlattım bu gece kendime ucuz romanların baş kahramanlarıydık seninle ikimiz. bir tarafımız uçurum bir tarafımız can, ama mutluyduk , gülüyorduk, bazen kızıyorduk sonra sarılıyorduk. Bi tarafıma gülüşünü aldım diğer yanıma kızımı bu gece. Anltacak ne çok masalım varmış meğer. Oysa bir çırpıda yaşayıp bitirmiştik hayatı.Bu gece her gece olduğu gibi ağlamadım, sessizce oturdum senin oturduğun koltuğun köşesine. Bilirsin sigarayı bıraktım ama ciğerimin bir köşesini yaktım taa derinden. İçime çektim sensizliği. Sokakta bir küçük kediyi görüyor gözlerim, ağlamaklı oluyorum sırf kediyi bahane edip. Kızım geliyor yanıma ağlama diyor. Ağlamıyorum bakıyorum kızıma. Hadi baba!!! bir masal anlat diyor. Anlatamıyorum. Biliyorum başlarsam anlatmaya seni söyleyecek dillerim dolacak gözlerim sonra kızım diğer yanıma bakacak. Kıyamam ona bilirsin önce gözleri kızaracak boğazı düğüm düğüm olacak içimdeki acıyı hissedercesine elini kalbimin üzerin koyacak " üzülme baba annem burda" diyecek. Bak kızında biliyor orda olduğunu. Bir masal anlattım bu gece içinde sen olan. Yıldız tozlarından sim yaptım yanaklarına yağmurlarla ıslattım saçlarını bulutlarla örttüm üzerini. Uyandığında bir yanında kızım bir yanında Hasretten kavrulmuş bir beden bulacaksın. İçin yanacak belki.
Ağlama anne diyecek kızın. Ağlamayacaksın bilirim. Ağlamakk sana hiç yakışmıyor...

Pazartesi, Aralık 10

Müzik ruhun Gıdası..

Müzik ahh müzik. Kiminin yaşam felsefesi kimisinin ekmek parası kimisine göre ise kız tavlama aracı ( valla ben değil ) nedendir bilinmez yüz yıllardır müzik farklı amaçlar farklı araçlar ile sürdürülmüş her türlü nesneden müzikler yapılımış, sonrasında ise yaylı, üflemeli, vurmalı, kırmalı, basmalı gibi kendi aralarında guruplaşacak kadar çoğalmışlar zamanın da. Müzikle tanışmam çok agrasif vede yaramaz olan çocukluğuma denk gelmiş. O zamanlar hiç bir şekide susmayan ben ne hikmetse en küçük müzik sesi ile susarmışım. Hayal meyal hatırlarım küçük el radyomda oturur saatlerce TRT yurttan sesler korosunu dinler çeşitli makamlardan TSM şarkılarını THM türkülerini o yaşımda ezbere bilirmişim. İşin içine hayap dünyası girince 3 tane el radyosu değiştirmem gerekmişti sebebi ise basit. "Acaba bu el radyosunun içinde küçük insanlarmı var, hepsi bu aletin içinde olmalı, onları görmek istiyorum." deyip parçalar kırardım sonra hüsranla kırılmış radyoya bakar ve tekrar ağlamaya başlardım. O yüzdendir ki radyonun vede müziğin yeri benim için oldukça fazla. Amma ve lakin bir çok insana düşen Allah vergisi ses bana daha kaba tonlarda düştü, sadece iyi müzik kulağı sahibi olduğumu anlamam lise yıllarıma tekabül etti ( malumunuz mırıldanırken bile dalga geçenler yüzünden konuşmaktan korkulan yıllar )Birde Nota sorunum vardı ki akıllara zarar halen müzği çok sevmeme rağmen nota kağıtlarının üzerindeki notalatarı okuyamam hatta ve hatta sadece şekilleri güzel gelir ama hangisi hangi notadır bilemem. Ilgaz anadolunun sen yüce bir dağısın isimli nadide parçayı bile kulak aşinalığı ile birebir notalarla çaldığımdan dolayı müzik öğretmeminizden tam not almıştım. Son yıllarda ise bir gitar tutkusu aldı başını gidiyor bende yine nota takıntım var ve hala ezberleyemedim bana kalırsa müzik ruhun gıdası ise notlara takılı kalmadan özgür bırakmalı asi olmalı kendi yerini kendi bulmalı. İştu bu yüzden aşağıdaki videoyu da paylaşayım dedim. Her ne kadar notalar üzerinde bağlı vede asılı kalsa da oldukça özgür dinleyin fark edin...

Cumartesi, Aralık 8

..:: Doğum Günün ::..

Siz hiç sevdiğiniz insanı içinizde öldürüp her sene cenazesini kaldırdınızmı üstelik yaşadığını bildiğiniz halde. Yapmadınız mı, O zaman birde yapmışın kaleminden nasıl bir şey olduğunu okuyun.

Bu gün doğum günün…Ne acı!!! Doğduğun gün yanında değildim,bu günde değilim.
Sana bir buket çiçek aldım ,kokladıkça sen geliyorsun aklıma.Hatırlar mısın! Bir gün okul yolunu beraber geçerken hiç tanımadığım bir evin bahçesine girip bu çiçeklerden toplamıştım sana. Ne kadar çok mutlu olmuştun…Sonra ev sahibi kadın beni kovalamıştı da Sen ağlaya ağlaya kadına bağırmıştın..Unuttun mu!!! Ben hiç unutmadım, seni ilk defa o zaman ağlatmıştım “ istemeden de olsa ağlattım seni özür dilerim “ .
Seni görmek için geldim.Ellerim üşüyor gittiğinden beri, oralarda rahat mısın,huzurlu musun bilmiyorum ama Doğum günün kutlu olsun… Bana verdiğin hiçbir hediyeyi atmadım. Hala saklıyorum.Soranlara manevi değeri çok yüksek diyorum.Aldığın kazak,kalem, boyun atkısı. Ah be canım !!! ne vardı gidecek sanki . Şimdi olsaydın da burada doğum günü pastana beraber mum dikip dilek tutsaydık ve sarılsaydık birbirimize. Sonra sahile inip en uzağa kim taş atacak diye iddiaya girişseydik, kazanan diğerini daha çok sevecekti !!! hep berabere kalıyorduk.O kadar seviyorduk birbirimizi !!!
Neyse… Yok yok ağlamıyorum.Hüzünlendim sadece bilirim sen ağlamama çok kızardın. Kızdığından beri hiç ağlamadım.Söz vermiştim sana.Ama özür dilerim sözümü tutamadım bir defa. Cenazende tabutun ellerimdeyken ağladım. İçim kan ağlarken gözlerim sessiz kalamazdı…Beni Affet.
Ömrüm Bu gün doğum günün…Orada her nasılsan,İyi Ol…Bu çiçekler sana mezarının yanı başına bırakıyorum.Doğum günün kutlu olsun

..:: İhtimal ::..

Hani her zaman söyleyecek bir sözünüz vardır ama söyleyemezsiniz. İçiniz acır ve içinizde haykırırsınız işte o anların birinde yazdığım bir yazı. İyi Okumalar...

İhtimaller üzerine kurulu hayatımın, İhtimallere yer vermeyen tek acı gerçeğisin. Ve bu ihtimaller yüzünden hayalsiz kaldı Yüreğim...

Issız sokaklarda, sokak lambasının başına toplanmış ateş böceklerinden farkım yok aslın da. Onlar ışığa ben sana hasret. Ve bilirim ki her hasret çeken kavuşur sevdiğine...
Torağa düşen damlanın kokusuyla eş, teninin kokusu ... Ve güneşin sıcaklığıyla bir gözlerinin bakışı. Kokunu Alsam Toprak olurum, Gözüme baksan yanarım. Yanmaktan korkmuyor aslında, ihtimali bol,hayali az yüreğim. Tek korkusu gözlerinin denizin de, kırıp yelkenini kalakalmak gözlerden uzak tek başına yanlız ve bi o kadarda sensiz....
İhtimaller üzerine kurulu hayatımın, İhtimallere yer vermeyen tek acı gerçeğisin. Ve bir ihtimal daha var şimdi.

Bir sözün yeter...
Yaşayabilme İhtimalime!!!

Cuma, Aralık 7

Hani nasıl desem neresinden başlasam da anlatsam bir gün çok sevdiğim bir dergiyi anlatacağım aklımdan bile geçmezdi açıkcası. Ben bir oyuncuyum ciddi manada bir oyuncuyum. Oynarım zevk alırım yaşımın önemi de yoktur bu iş için çünki teknolojiyi takip ediyorum. Ve o teknoloji canavarı geliştikçe bize daha görsel daha aksiyonlu yada daha duygusal sanal platformlar oluşturuyor. Bir süre önce dağılan bir oyun dergisinin küllerinden doğan başka bir dergiden OyunGezer'den bahsedeceğim. farklı çizgisi zengin içeriği oyunları tam anlamı ile inceleyişleri ve belkide piyasada bulamayacağınız içerik DVD si ile aralık sayısını da piyasya çıkardığını duyurdu. Nede güzel oldu. Az önce mail kutuma gelen haber beni heyecanladırdı tamda oyuncuyum diyenlere hitab ediyor. İçerikleri ve dergi hakkında bilgi almak isterseniz burdan lütfen...
İyi oyunlar...

Oyuncuların dergisi. Yeni Sayı..

Hani nasıl desem neresinden başlasam da anlatsam bir gün çok sevdiğim bir dergiyi anlatacağım aklımdan bile geçmezdi açıkcası. Ben bir oyuncuyum ciddi manada bir oyuncuyum. Oynarım zevk alırım yaşımın önemi de yoktur bu iş için çünki teknolojiyi takip ediyorum. Ve o teknoloji canavarı geliştikçe bize daha görsel daha aksiyonlu yada daha duygusal sanal platformlar oluşturuyor. Bir süre önce dağılan bir oyun dergisinin küllerinden doğan başka bir dergiden OyunGezer'den bahsedeceğim. farklı çizgisi zengin içeriği oyunları tam anlamı ile inceleyişleri ve belkide piyasada bulamayacağınız içerik DVD si ile aralık sayısını da piyasya çıkardığını duyurdu. Nede güzel oldu. Az önce mail kutuma gelen haber beni heyecanladırdı tamda oyuncuyum diyenlere hitab ediyor.CrySis, Cod4,Assassin’s Creed, Clive Barker’s Jericho, NFS Pro Street, Sim City Societies, The Witcher, Football Manager 2008, Super Mario Galaxy, Metroid Prime 3 ve Hellgate London incelemeleri ile tadı damağımızda kalacak anlaşılan. İçerikleri ve dergi hakkında bilgi almak isterseniz burdan lütfen...
İyi oyunlar...

Perşembe, Aralık 6

Kurbanlık Koyunmu ? Biz mi ? !!!


Ne kadar güzel bir şey değil mi Müslüman alemi için kutsal olan bir günü her türlü çıkar için kullanan insanlarla her an her saniye yüz yüzeyiz. Biliyoruz ki Aralık 19 tarihin de mübarek kurban bayramı içersinde olacağız. Belki de bir çoğumuz kurbanlıklarını aldı ve gelecek olan günü iple çekmeye başladı. Nede olsa garibana, aça, yoksula yardım bayramındayız. Yazımın bu olayla pek bir alakası olmayacak aslında tamamen bu günü çıkar doğrultusunda kullanan biz insanlara ufak bir gönderme yapmak maksadı ile yazıyoru. Efenim bu gün istanbul esenler mevkii Otogara giderek malumunuz bilet arayışı içersine girdim amma ve lakin yer kalmaması ise her zaman beklediğim olaylardan birisi. Uzun bir arayıştan sonra memleketim olan Mersin yerine Adana istikametine bilet bulabildim hemde istediğim tarihte. Peki bunun neresi ilginç değilmi? Şöyleki Fiyat olarak Mersin 50 YTL Adana ise bir miktar daha aşağısında. Oysa aldığım fiyat satıcının da haince gülümsemesinden anladığım kadarı ile 60 ytl ve üstelik Ek sefer olarak ayarlanmış bir araç. Yani firmanın bana araçla ilgili pek bir güvence verebildiğini söyleyemem.Sanırım son model ( 1990 yukarısı çıkarsa kendimi şanslı sayarım) bir araçla yaklaşık 16 saat yol çekip Evime vardığımda ise bu günü unutmak istiyorum diyerek derin bir uykuya dalacağım....Şşş Rahatsız etmeyin ben şimdiden başladım uyumaya...

Çarşamba, Aralık 5

Yok Canım Daha Neler...




Bu resmi ilk gördüğümde sanırım sizde benimle aynı şeyi düşündünüz." Teknoloji nereye gidiyor yahu" ben söyleyeyim teknoloji bizi geçti tıpkı "boynuz kulağı geçti" sözünde olduğu gibi. Aslında pekde bir yadırganacak türden bir olay değil. Özellikle bu resimdekinin bir montaj olduğunu bilsekte helal olsun güzel olmuş demek içten bile değil. Yaratıcı bir zeka. Ama düşünsenize bizim gibi bilgisayar başında yatıp kalkanların bir numaralı araç vede gereci şüphesiz ki Bu USB Hızlı Bellekler. Eee Bunun isviçre çakısında olanını bırakın yakın bir zamanda çakmakta, bayanlar için göz kalemlerinde, Öğrenciler için Kalemde. Nede Olsa Devir Teknoloji devri dimi.Evlaldım oynama şu USB Belleğinle ama aaaaa sok şunu 2.o yerine...

Salı, Aralık 4

..:: Erkekler Ağlamaz ::..

Bir Süre önce yazmıştım bu yazıyı. Tekrar aklıma gelince bulup paylaşmak istedim...

Terli çizgileri arasında boğulmuşum avuç içlerin de. Aslında tanıdıktı her gün baktığım bu yüz, bu çevre, Bu insanlar. Kalemlerimin arasına sıkıştırmışım seni. Hani diyorum bir gün seni seviyorum yazarken kıracakmıyım seni yada kalemi.
Dar ağaçları asılı şimdi senli oyunlar oynadığım zekamın kıvrımlarındaki çocuk bahçelerin de. bir gün gideceğini hiç düşünmeden ne kadar da çok sevmişim seni. Terli avuç içlerimde boğulmuş yine bir gece. Gök yüzündeki tüm yıldızlar bize bakmaya durmuş. Hasretin suyu çıkmış,sevdalar dile gelmiş, Kader bile çizgisini değiştirmiş. Ama sen...Ama sen gittiğin yerlerden dönmeyi bile düşünmedin.
Biliyorum ne desem ne söylesem boş şimdi. Hani varya bir gün demiştim sana kavuşmak boynumun Borcu. Ben hiç borç bırakmadım. Bir gün Elbet bir gün çıkarım karşına. Ama yalnız,ama amansız,ama zamansız...Ama Sensiz.
Sarılırmısın boynuma Tutarmısın terli avuç içlerimden ıslaklığı sadece sana kalmış dudaklarımdan dökülürken sensizliğin acı türküsü Sustururmusun beni işaret parmağınla. Şşşşşşş Sus. Sakın ağlama dersin bana bilirim Erkekler Ağlamaz. Ağlamayacam Söz.